nüfus cüzdanı demode olalı çok oluyor. şimdi bu bize cüzdanlık bir şeyi anımsatmıyor. geri geri kullandığınız bir arabayı sırtı geri dönmeden u şeklinde bir binayı dikiz aynasından döndürdüğünüzü düşünün köşeler doksan derece buyrun konuşun
neredeyim
balkondasınız
niyeyim
yangın merdivenleri var
nasıldı
suyun içinde başladı
bitti mi
insan soyunu bitirmeye kodludur ve önüne çıkanı
yaşayacak mı?
henüz 8 haftalık bir ingiliz tayıydı rengi kahverengiydi diğerlerinden apayrıydı yeleleri geldi beğendi aldı bunu bir dubai şeyhi yükledi helikoptere tam gidiyorlardı ki saraya kafesin ipleri koptu düştü yere kırıldı ayağı daha koşmamıştı ki o bir.
tay hiç sesini çıkartmadı
kocaman iki burnu vardı
hiç ağlamadı
burnu suluydu
çamurda yatıyordu karnı bir kan gölünün içindeydi derisi ceylandan boynuzları altındandı gümüşü soluyordu hipodromdaki hikaye böyle bitti…
kızın alnının hemen üstünde bir şelale var simsiyah bir okyanus akıyordu başımdan aşağı hücreler bağışıklık sistemi bir sistem kuramaz vücudumun bir hücresi dahi senin dışında yok başka şey tül kımıldadı tüm gün gizlediği yüzü açtığımda ölüm ilk lastikten bir sapanı atıyor gibi savurduğumda etraftaki bazı şeyleri dağıtarak yıkıyorum çünkü ayakta duracak halde olmuyorum aşktan
bugün motorsiklette giderken geri baktım seni görmek için arka bagaj siyah göremedim siyahtan başka şey sana siyah hırka göremediğimi düşünüp yüreğim yerinden koptu
yazdıklarınız anlaşılmıyor bayım kelimeleri kaçırıyorsunuz sıkıcısınız susun lütfen
pling…
bundan sonra başka da ses olmadı.
sarıldım. hayatım boyunca bırakma ihtimali yok. aramızda konuşuyoruz. bazıları denkgelip anlar gibi oluyor aslında yalan.
neden eğer çünkü sürüyorsa gerçek aşk…